Cumartesi, Hazirane 6, 2009 · Kategori: güzel yazılar
Biliyoruzki, insanların duyguları ansızın değişiyor. Bu yüzden kimseye yeterince güvenmemek gerekiyor. Güveneceksen de duygularını kontrol edebilmen gerekiyor.
Aslında duygularımız bizim kontrolümüz altındadır. Biz istemediğimiz müddetçe kimse bizi ne sinirlendirebilir, ne de üzebilir. Çünkü duygularımız, bizim duygularımızdır. Emin olun ki biz izin vermediğimiz müddetçe kimse onları değiştiremez. İnsanın bu konuda deneyimi olunca böyle kesin cümleler kurabiliyor. :)
Şimdilik birazcık beden dilinden bahsedelim; Diyelimki senle ben yolda yürüyoruz. Ben seni sağıma aldığımda seni daha rahat kontrolümde tutabilir veya daha iyi etkileyebilirim. Yanlış hatırlamıyorsam Nazım Hikmet Ran, hiçbir kadını solunda yürütmezmiş. Nedenini sormuşlar "Çünkü o tarafta kalbim var." demiş. Ne kadar doğru bilinmez bu kontrol etme işi… Ama bir yerlerden okumuşum da aklımda kalmış.
Biliyorsunuzdur belki, beynimizin sağ tarafı duygusal, sol tarafı mantıksal düşünür. Eğer telefon konuşmalarını sağ kulağınızla yaparsanız, beyninin sol tarafıyla dinleyip cevap verirsiniz. Telefonu sol kulağınızda tutarsanız, beynin sağ kısmıyla yani duygusal olarak dinleyip cevaplarsınız. Hangi kulağınızı kullanıyorsun bilmiyorum ama sağ kulağınızla dinlemenizi tavsiye ederim, eğer kolay etkilenen biriyseniz.
El sıkışmalarına dikkat edin. Hiçbir zaman el sıkışırken avuç içi yukarı doğru bakmasın. Avuç için yukarı doğru bakarsa doğal olarak karşınızdaki kişinin avuç içi de aşağı doğru bakar. Ve karşınızdaki sizi daha kolay etkileyebilir. Ama sizin avuç içiniz aşağı bakarsa siz daha kolay etkileyebilirsiniz. Eğer iki avuç içi de yanlara bakıyorsa bu eşitlik demektir. Dilencileri düşünün... Hepsinin avucu yukarı doğru bakar ve dileniyorlardır. Bir de Hitlerin veya Almanlarındı herhalde tam hatırlamıyorum. Bir komutanları vardı hani avuç içi yere gelecek şekilde elini yukarı kaldırıp milletini selamlardı... Aradaki farkı anladınız değil mi? Ve onun ülkesinin bir kısmında yaşayan herkesin evlerinin kapılarını alçak yaptırmış, insanlar oda kapılarından geçerken hep kafalarını eğermiş. Bu insanların hepsine (yanlış hatırlamıyorsam) asker olma emri verilmiş. Hiçbir kişi de hayır dememiş. Çünkü başlarını sürekli eğmeye alışmışlar. Öyle yazıyordu Ahmet Şerif İzgören’in “Dikkat Vücudunuz Konuşuyor” kitabında.
Ve beden dilinin duygularını etkileyen en etkili duruşlar: Sırtını dik tut-dik dur. Ses tonun az çıkmasın. Kendine güvenir şekilde konuş... Omuzların çökük olmasın.
Bilirsinizki, üzgün biri genelde omuzları çökük, kambur, başı öne eğik olur. Ama omuzları düz, sırtı dik, başın dik veya çenen hafif kalkık da olabilir, bunu yaptığınız zaman kendini daha iyi hissedersiniz. Örnek olarak asker ve komutanlara bakabilirsiniz ve bir önceki üzgün örneği ile yine dilencileri düşünebilirsiniz. Aslına bakarsanız beden dilini bilmek çok kolay, değil mi?
Hatta dik dururken ellerini arkanda kavuşturman, sana güven duygusu da verir.
Aslında beden dili üzerine daha bildiklerim vardı ama yazıya aktaracak kadar net değil. Ne Düşündüğünü Biliyorum-Dr. Lillian Glass’in kitabı da güzel.
"İçinizdeki Yaratıcıyı Keşfedin" kitabında okuduğum güzel ve etkili bir şeyden bahsedeyim. Yaklaşık 90 sayfa boyunca Julia Cameron sabah sayfalarından bahsediyor.
Sabah sayfalarını dinlenmek, düş kurmak ve denemek için kullanmayı öneriyordu. Küçük ve nazik hedefler koyup yerine getirmeyi, Allah’ın size yol göstermesi, cesaret ve alçakgönüllülük vermesi için olumlama yapmayı tavsiye ediyordu. İçinden kötü şeyler gelse de olumlu bir şeyler yazmayı tavsiye ediyor kısaca.
Sabahları uyandığında içinden gelenleri kâğıda yaz. Ben birkaç sabah bunu yapmıştım ve gerçekten etkili olmuştu. Ama belki içinizde merak edenler vardır, “neden sabahları?” diye… Benim de aklıma bu geldi ama hemen sonra da şu geldi: Çünkü sabahları, yeni uyandığımızda daha çok veya sadece olumlu düşüncelerimiz oluyor, bunu fark ettiniz mi? Yalnızca olumlu düşüncelere sahipken, düşüncelerimizi de kâğıda aktardığımızda dolayısıyla olumlu ve güzel yazılar yazıyoruz ve bu olumlu ruh halimizi de kâğıda aktarmış oluyoruz. Gün boyu olumlu düşüncelerle olabilmenize ve kendinizi daha iyi hissedebilmenize yardımcı oluyor. Eğer içinizden bir şeyler yazmak gelmiyorsa çizin.
Ve her sabah yataktan kalkmadan spor yapın. Yatarak nasıl mı spor yapılır? :) Mekik çekin. Mesela, 10 tane mekik çekin. Eğer az gelirse biraz daha artırın ve 3 kz yataktan kalkmadan önce bunu yapın. Neye mi iyi gelir? Göbeği eritirsiniz işte fena mı? :D Göbek olmasa bile, kan akışınızı daha yataktan kalkmadan hızlandırmış olursunuz. Eğer mekik çekmeye başladıktan bir gün sonra kadar vücudunuzda hafif bir ağrı hissederseniz bu oldukça normal, vücudunuz hamlaşmıştır. Çok geçmeden ağrınız geçecektir.
Hatta biraz da kolları kuvvetlendirmek için, yataktan doğrudan yere inin. :) ne kadar çekebilirseniz artık. Her gün bunu yaptığınız müddetçe kollarınız daha da güçlenecek ve daha çok çekmeye başlayacaksınız.
Alexis Carrel'ın Nobel Tıp Ödüllü "İnsan Denen Meçhul" kitabında şundan bahsediyordu: İnsan aç kalınca midesi protein salgılar. Ve aç olmak, insanı daha ahlâklı yapar. Eski milletler yalnızca oruç aylarında değil, sürekli oruç tutarlarmış daha ahlâklı olabilmek için.
Karşındaki insanın göz bebekleri küçülüyorsa sana yalan söylüyordur ama büyüyorsa senden hoşlanmıştır. Fakat, ortamda bir ışık değişimini de göz önünde bulundurmalısın. Karanlıkta göz bebekleri küçülür, aydınlıkta büyür, biliyorsun. Dünyada yalnızca 1 kişi göz bebeklerini kontrol edebilyormuş. O da profesyonel bir dalgıç.
Tamam, hatayı önce kendimizde aramalıyız… İşte, kendimizde olan hata da, başkasının hatasını üzerimize almak. :)))
Karşılaştığın durumlarda seni üzen birşey varsa asla bu seni üzen şeyi düşünme. Sorunu değil, çözümü düşünün. İnsanların çoğu yalnız sorunu düşünür ve içinde kaybolup gider, depresyona girer.
Çözümü düşünmek en mantıklısı değil mi?
Ve şunu da bil ki, eğer seni biri üzüyorsa, bu onun cahilliğinden kaynaklanır. Şahsen ben böyle tanımlıyorum. Düşünceli ve akıllı bir insan karşısında kini bilerek üzmez. Bu gibi durumlarda lütfen hatayı karşındakine vererek geç.
Son olarak, kokuya değinelim… 10 dk.da Enerjinizi Depolayın isminde bir kitaptan öğrenmiştim. Profesyonel sporculara nane yağı koklatılırmış, ruh halini ve motivasyonu güçlendirirmiş. Yazar da hep yanında taşıdığını söylüyordu. Bende alıp kullanmaya başladım. Ama nane yağı ne kadar kaliteli olursa o kadar etkin oluyor bilirsiniz. Fakat bir müddet sonra okaliptüs yağına rastladım. O daha da keskindi. Ve sanırım daha da etkili.
Evet… Yukarıdaki yazımı belki 1,5-2 yıl kadar önce bir arkadaşıma yazmışımdır. Sonra 1-2 arkadaşıma daha gönderdim. Şimdi üzerinde biraz ekleme ve düzeltme yapıp buraya yazdım. Umarım okuyanlar uygular ve olumlu etkilerini görür.
YAZAN:LİARON4
Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!
7 yorum yazılmıştır
Yazan:birguzelciftiz | Tarih: 2009-06-07 21:50:57Konu: ...
ne kadar güzel öneriler
aslında bir çok şeye dikkat ederek hayatımızı daha da güzelleştirebiliriz
emeğine sağlık
sevgiler
Bağlantı » »
Yazan:kapalikapilar | Tarih: 2009-06-07 11:31:03Konu: selamlar
Çoğunu yeni duydum ve ilginç geldi...
Bazıları batıl olsada yinede ilgi çekiciydi...
Ama ben şunu bilirim...
Bir insana kendisinden daha çok kimse zarar veremez ve mutlu edemez...
içindeki mutlu beni hep takip et...
sevgi ve selamlar
Bağlantı » »
Yazan:liaron4 | Tarih: 2009-06-07 09:12:09Konu: Çözümün olmadığını düşünmek, kısıtlamadır.
Çözüm yoksa diye bir şey yok. :) Çözümün olmadığını düşünmek, kendini kısıtlaman, etrafına bir çember çizmen anlamına gelir. Bu yüzden çözüm her zaman vardır. Tüm yollar kapalıysa tünel açarız. Karşındaki kabaysa sen de kaba olacaksın, aynı dili konuşanlar anlaşabilir. :)
Yazımı kopyalayacak kadar değerli görmene sevindim. İyikide kopyalamışsın, baksana senin blogunda daha çok yorum geldi. :))
Bende bazen sorun yaşıyorum blogta. Mesela "Kendinizi iyi hissetmeniz için" yazımın aşağılarında iki paragraf nedense yeşil renkte olamadı bir türlü. :)
"Kendinizi iyi hissetmeniz için 2"yi yazabilirim yakında. Haberin olsun. Çünkü yazdıktan sonra fark ettim, bazı şeyleri yazmayı unuttuğumu. Ama şimdi neleri unuttuğumu da hatırlamıyorum. :))
İyi pazarlar.
Bağlantı » »
Yazan:lillyum | Tarih: 2009-06-07 06:24:09Konu: selam herkese
Bu yazı bana ait değil arkadaşlar yanlış anlaşılmasın.Liaron kardeşime ait..çok beğendim,buraya ekledim.kendisine burdan da teşekkür ediyorum.yazının sonunda ismi vardı zaten.. Onun sayfasında okuyunca farkettim,ben genelde insanları sağıma alırım eşim dahil :) telefon konuşmalarımı da sağ kulağımla dinlerim.Bunlar tuttu fakat omuzlarım hep çökük gezerim genelde..bunlar gerçekten bana çok mantıklı geldi.eee ne demişler çok gezen mi bilir,çok okuyan mı?çok okuyan Liaron kardeşime selamlar..sevgiler herkese..
Düzenleyen lillyum gün: Sunday, June 7, 2009 saat: 12:50
Bağlantı » »
Yazan:newbahar | Tarih: 2009-06-06 22:54:25Konu: Merhaba Canım
Öyle anlaşılır ve örneklerle anlatmışsın ki canım insan yazının uzunluğuna aldırmadan sıkılmadan okuyor.
Benim en çok hoşuma giden bölüm isa sabah kalkar kalkmaz içimizi kağıda dökmek oldu. Doğrudur insan genelde sabah güne güzel başlar ve neşeli olur. Gün içinde ki aksilikler moral bozar. Ben yazacak olsaydım eğer şöyle yazardım sanırım ''Offf dünün aynısı bi gün yine başladı. Farklı bişey olmayacak ve her zaman ki rutin işleri yaparak gün bitecek''
Mekik çekme işine gelince aslında tam benlik ama ben sabahları biliyon ya çok tembel oluyooomm :)
Şu beden dili konusu ise ben çözemedim daha. Kim nasıl bakıyor, elini nere koymuş, nasıl bir yüz ifadesi vardır hiç dikkat etmem. O yüzden de herkes doğrudur taki beni kazıklayana kadar :)
Çok hoş bir muhabbetti canım, sevgiler.
Bağlantı » »
Yazan:guldenorencik | Tarih: 2009-06-06 20:51:27Konu: Güzel tesadüf
Yazın süper olmuş.Elinize sağlık.Benim hayatıma olumlu etkisi olcağı kesin.Saygılar.
Bağlantı » »
Yazan:ezgilimelodi | Tarih: 2009-06-06 15:43:26Konu: merhabalar
ya ben hep sağıma alırım insanları,solumda kimse yürüsün istemem
bak bak bakk kendimi keşfediyorum,beni bencil beniiii:)))
parmağım çatladığından beri sol elimle yapıyorum tlf görüşmelerini,çok zor,sağa dönmeliyim:)
ablacık vakti zamanında ben de çok okudum kişisel gelişim kitaplarını,ama nafile,hala dik yürüyemiyorum,hala uygulayamıyorum okuduklarımı:)
sanki değişime uğrayınca tüm büyüm yok olacakmış gibi
eh böyleyiz be,numunee:)
5 dakika önce sevdicekle bozuştuk,bana hemen alınıyosun dedi,bidaha alınmam dedim alındım:)
bir anımız,bir anımıza uymuyor çok haklısın diyorum ve gidiyorum
sevgilerleeee
Bağlantı » »